İlk durağım bi ortamı yoklamak, yaz tatili bitmeden "Carlos Paz, Carlos Paz" diye anlatıp bitiremedikleri Carlos Paz'ı görmek ve biricik dostum Caner'in doğum gününü kutlamak için Cordoba'ydı. Bir hafta boyunca oturacak vakit bile bulamamın nedenlerini bu blogda ortaya döküyorum. DINDINDIN!
Öncelikle Caner'in Cordoba'ya gideceğimden haberi yoktu. Host kardeşlerine mesaj attım, böyle böyle, 3-4 günlüğüne gelebilir miyim diye. Pazartesi cevap attılar, gel 5 gün kal diye. Salı günü izinleri çıkarttık ve telefonum bozuk olduğundan bir başkasından telefon buldum. Ayrıca danışmanım Caner'in host annesinin eğer istersem 1 hafta kalabileceğimi söyledi, okey dedim, Çarşamba günü sabah 5'te gün ağarırken sırt çantam omzumda, Hit the Road Jack'i yine yeniden dinliyerek otobüs durağına gittim.
7 gibi terminale vardım, hola! dedim, Cordoba'ya yer var mı dedim, yarım saate kalkıyor dediler. Süper dedim, yarım saat sonra otobüste iPod'umdan Motosiklet Günlükleri'ni seyrediyodum.
Yolculuk Rosario'dan Cordoba'ya kadar 6 saat sürüyor, Carlos Paz'a 7 saat, benim gideceğim yer olan La Falda'ya ise 8 saat. Gidiş dönüş toplamda 145 lira ödedim (Türkiye'ye göre çok daha pahalı ama çok daha rahat ve konforlu).
La Falda'da ailesi beni karşıladı, eve vardık sürprizimi yaptım Caner'i şaşırttım üstüne bu anın videosunu çektiler sonra o gün laylaylom, havuzlar, lezzetli şeylerle geçti.
Diğer gün Carlos Paz'a gittik. Tıklım tıklım! Çok fotoğraf çekmedim Reloj de Cu-cu'yu gördük, hayatımın en lezzetli ikinci dondurmasını yedim (baileys'li), casinoya gittik, saçma sapan bir müze gezdik. Evet ya, Arjantin'de kaliteli sanat yok gerçekten. Para da yok.
Carlos Paz'a bi kere daha gittim, ama Canersiz. Host kardeşlerinin Alöven diye bir rock grupları var. Ünlüler de biraz. Radyodan davetiye geldi, hoop hep beraber radyoya gittik. Sonra yağmur yağarken geri döndüük. Fakat bence abarttıkları kadar değil be Carlos Paz.
Bi akşam da evde parti verdik, Caner'in ve Ramiro'nun (host kardeşi) ortak doğum günüsü olarak. Süper geçti, bi ara yağmur yağarken havuzdaydık.
La Falda, yani kaldığım yerin en önemli turist mıknatısı Hotel Eden. Hayaletlerle dolu olduğuna inanıyorlar. Akşam 22.30'da bir rehber eşliğinde, derinden gelen seslerle ve hikayelerle koca oteli dolaştırıyorlar. Eskiden Hotel Eden La Falda'nın kendisinden bile büyükmüş (La Falda azımsanıcak kadar küçük değil bu arada, 18.000 kişi yaşıyor), şu anda hala çok çok büyük ama bi La Falda kadar değil tabii. Söylentilerden bir diğeri de Hitler'in Almanya'dan kaçıp buraya sığındığı. Cordoba ve çevresinde çok fazla Alman var.
Hotel Eden hakkında bir kaç gerçek sayacak olursak da, bunlardan biri, zamanında Einstein, Che Ernesto Guevera gibi şahısların davet edilmiş olması.
La Cumbre ise bir çok İngiliz'in yaşadığı, yarım saat uzaklıkta bir kasaba. 1994'te Uluslararası Yamaçparaşütü Turnuvası burda düzenlenmesiyle ünlü oluyor. Yapılar, sokaklar neredeyse her şey İngilizler'in epey etkisi altında kalmış. 5 dakikalık bir yürüyüşle ormanlarla kaplı bir yürüme parkuruna çıkıyorsunuz. Bir yarım saat yürürseniz (şimdi adını unuttuğum), bütün o ormanın ve sakinliğinin aksine, tıklım tıklım Disneyland gibi bir şeye varıyorsunuz. Bir teleferikle dağlardan birine çıktığınızda inanılmaz bir manzara var, denenmeli.
Capilla del Monte'ye geldik ardından. Şimdilik favorim! Burda 80 yıldan beri sürekli UFO ya da uzaylılar görüyorlarmış... Neden bilmem. Tabii bu turizmi acayip canlandırıyor. Bir dağın tepesindeki "UFO enkazı"na seferler düzenleniyor. Ayrıca bilumum markalar (mesela Nike) ya da yerel dükkanlar uzaylıları tema olarak kullanıyorlar. Oldukça eğlenceli.
Ayrıca 3. gözü açılanlar, kayışı kopartıp gelenler de var burda. Bohem bohem takılanlar mı, modern hippiler mi, reikiciler mi (selam anne)... Biz dönerken çok tatlı bi arka bahçe partisini kaçırıyoduk bence, çok üzüldüm. Jazz çalıyordu hem :(
Aa bu arada, Capilla del Monte'de bir Türkle tanıştım. Bir Arjantinli'yle evlenmiş ve buraya taşınmış, adı Sinem, İzmirli. Çok hoş bi kafede çalışıyodu, "sabia que venias... y prepare un pastel" diye. Anlamı da, "geleceğini biliyordum... ve pasta hazırladım". Merkezden 5 dakika yürümek gerekiyor ama kesinlikle değiyor.
Geri dönerken La Cumbre'nin dışında THK'nın Arjantinli versiyonunu gördüm. Ama özel olduğunu düşünüyorum.
Cordoba Capital'e gelelim, biraz tembellikten biraz da havaların bozuk olmasından Cordoba'nın kendisini en son güne bıraktık. Yalnız o esnada ülke çapında karnavaldı, bu yüzden bir çok yer kapalıydı. Yine de dolaşabildiğimiz kadar dolaştık Ramiro'yla (Caner gelmedi). Açıkçası ben Cordoba'yı daha çok beğendim Rosario'dan. En azından yokuşlar ve dağlar var, dümdüz değil. İki müze gezdik, Mega Döner diye bi yerde bol sarımsaklı yoğurt yedik, çok yürüdük, sokakta garip bi şeyin yarışına denk geldik, Arjantin'in en eski üniversitesini gördük, çok yorulduk. Ramiro'nun absürd hayal gücü sağolsun, gerçekten çok eğlendim.
rehberimiz Seren'le Cordoba'yı keşfediyoruz...
Son olarak, Cordobalı'lar "Cordobesa" olmakla epey gurur duyuyorlar. Öyle ki Caner'in host annesi 3 çocuğundan birini doğururken Cordoba'da değilmiş, illa Cordoba'da doğucak Cordoba'ya gelmiş.
Bir de küçük bir aksan farklılığı var. Buenos Aires ve Rosario'da mesela "llama"'yı "şama" diye okuyorsak, Cordoba'da "cjama" gibi okuyorlar. İlk geldiğim gün Caner'e "Arkadaşın çok porteña" demişlerdi. Porteña, Buenos Airesli demek, hani bizim İstanbullu dememiz gibi.
Son son olarak, Caner'in ailesi gerçekten çok hoştu. Beni harika ağırladılar. Anne sebzeleri çok seviyor, babanın 40 yıllık Beatles koleksiyonu var, Rafa sinema öğrencisi, Ramiro'nun çok ilginç bi hayal dünyası var, Javier de (5 yaşında) gelip dizimi falan öpüyor. Kesinlikle geri döneceğim. 1 hafta boyunca harika yemekler, ilginç şeyler hazırladılar. Vay canına Arjantin'de böyle şeyler de varmış demek dedim.
Yemek demişken, Caner iki gece beni çiğ köftelerle ağırladı. Ben de lahmacun yaptım. Bi gün baklava yapıcaktı ama cidden hiç vakit bulamadık. Bi daha geldiğimde artık.
Sonuç olarak; ben Cordoba'yı ve Cordobalı'ları çok sevdim!
2 chiche bombon:
ses deneme bir ki
blogun acayip süper,hiç yorum olmamasının sebebini merak ettiğim için bi tane deneme yorumu yapayım dedim.
iyi eğlenceler sana
blog bence de güzel severek takip ediyorum.bu arada sen daha ne kadar kalcaksın arjantinde.?
Yorum Gönder